Dünyanın sayılı internet ve ağ teknolojileri şirketlerinden Cisco Systems Inc, 26 Temmuz'da biten 4. çeyrekte 2 milyar dolar kar elde etti.
Şirket bir önceki yıl aynı dönemde 1,9 milyar dolar kar elde etmişti.
Cisco, 4. çeyrek gelirini beklentilerin üzerinde, yüzde 9,9 artırarak 10,4 milyar dolara çıkardı, böylece ilk kez geliri 10 milyar doları geçmiş oldu.
Cisco Systems Üst Yöneticisi (CEO) John Chambers ekonomi, borsa ve enerji maliyetleri konusunda karışık sinyaller aldığını, ancak sorunların daha çok kısa vadeli olacağını söyledi.
Müşteriler için güçlü harcama çevresinin ne zaman görüleceğini tahmin etmenin zor olduğunu ifade eden Chambers, bu nedenle uzun dönemde yüzde 12 ile yüzde 17 büyüme hedeflerine döndüklerini belirtti.
Chambers, şu anki ekonomik sorunların önümüzdeki birkaç çeyrek daha devam edeceğini tahmin ettiğini ifade etti.
Cisco'nun ekonomideki değişimlerden her zaman etkileneceğine dikkat çeken Chambers, ancak uzun dönemde Cisco'nun herşeye rağmen büyümeyi başaracağını kaydetti.
Cisco'nun kârı beklentileri aştı
6 Ağustos 2008 Çarşamba
Gönderen
admin
zaman:
Çarşamba, Ağustos 06, 2008
0
yorum
Etiketler: Teknoloji
Japonlar'dan akıllı eldiven
15 Aralık 2007 Cumartesi
Japonya'da bir firma, kullanıcının tuttuğu cisimleri tanıyan ve yapabileceği hatalar konusunda uyarabilen bir "akıllı eldiven" geliştirdi.
Japon Global Original Vivid şirketi tarafından geliştirilen ve üzerine bir "barkod okuyucusu" yerleştirilen eldiven, örneğin, kullanıcısı çantasını, cep telefonunu ve anahtarlarını sırasıyla aldığında, topladığı verileri bilgisayara iletiyor. Gelen veriler doğrultusunda, bu kişinin gitmekte olduğunu anlayan bilgisayar da bir hoparlör aracılığıyla bu kişinin televizyonu kapatmadığını, pencerenin aralık kaldığını, bir şemsiye alsa iyi olacağını, zira meteorolojinin yağmur uyarısı yaptığı gibi uyarılarda bulunuyor.
"Tagged World" (Etiketli Dünya) adlı bu konseptin yaratıcılarından Tomoya Tasaki adlı mühendis, gelecekte belki de tüm cisimlere ne olduklarına ve özelliklerine dair elektronik etiketler olan barkodlar ekleneceğini, bu verilerin de uygun amaçlarla kullanılabileceğini belirtti.
Bu radyofrekans aracılığıyla tanıma (RFID) özelliğine sahip barkod okuyuculu eldivenin başka kullanım alanları olabileceği de belirtiliyor.
Bu eldivenle arada bir araç veya kesici olmadan bir cihazın kumanda edilebileceği, örneğin, bir masaya veya bir duvara yerleştirilen bir barkodun üzerine, eldivenli el yaklaştırılarak, "televizyonu aç" veya "klimayı kapat" ya da "noel ağacının ışıklarını aç" yazarak komut verilebileceği düşünülüyor.
Japonya'da birçok şirket, barkod ve temas etmeksizin parmak komutu üzerine uygulamaların çeşitli ürünlere entegrasyonu ve kullanımı konusunda çalışmalar yürütüyor.
(HÜRRİYET)
Gönderen
@L!
zaman:
Cumartesi, Aralık 15, 2007
0
yorum
Etiketler: Teknoloji
En büyük fizik deneyinde bir Türk
Dünyanın en büyük fizik ve nükleer araştırma merkezi olarak bilinen İsviçre'deki Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü'nde (CERN) görev yapan parçacık fiziği uzmanı Yrd.Doç. Dr. Bilge Demirköz, başarılarıyla adından söz ettiriyor. Ölmeseydi Arık da bu deneyde yer alacaktı.
CERN'in en başarılı bilim insanları arasında gösterilen Yrd.Doç. Dr. Bilge Demirköz, 1.5 yıldır üzerinde çalıştığı Atlas Projesi'yle İsviçre'de adından söz ettiriyor. Atlas Projesi hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Demirköz Atlas'ın, dünyanın en büyük parçacık dedektörü olduğunu kaydederek deneyin dünyanın oluşumuyla ilgili yeni ipuçlarını ortaya çıkaracağını belirtti. Bilge Demirköz, geçtiğimiz günlerde Isparta'daki uçak kazasında hayatını kaybeden Prof. Dr. Engin Arık'ın öğrencisi olduğunu kaydederek, "Benim de mensubu olduğum Türk Fizikçileri grubu içinde Isparta'daki uçak kazasında kaybettiğimiz rahmetli Prof. Dr. Engin Arık hocamız da var.
Benim CERN'e girmeme ve Atlas Projesi'nde görev almama kendisi sebep olmuştu. Burada birlikte çalışmıştık. Prof. Dr. Engin Arık'ın ve diğer meslektaşlarımızın aramızdan ayrılması Türkiye için çok büyük bir kayıptır" dedi. Yrd.Doç. Dr. Demirköz, Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda fizik alanında daha fazla ilerlemesini ümit ettiğini kaydederek, "CERN'in kuruluşunda tam üye olan 19 ülke var ancak Türkiye üye değil. Biz burada toplantılara gözlemci olarak katılıyoruz. Üyelik için 19 ülke her yıl 20 milyon dolar aidat ödüyor. Tahmin ediyorum bu para Türkiye'ye fazla geldiği için CERN'e üye değiliz ve dolayısıyla fazla söz sahibi olamıyoruz" dedi.
TARİHİN EN BÜYÜK FİZİK DENEYİ
Merkezi İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan CERN, 36 ülke ve 2 binden fazla fizikçinin katılımıyla tarihin en büyük fizik deneyini gerçekleştiriyor. Yerin 90 metre altında gerçekleştirilen deneyde Türkiye üç ayrı ekiple yer alıyor. Bilim dünyasının 10 yıldan fazla bir süredir hazırlandığı ve yarım milyar İsviçre Frangı'na (580 milyon YTL) mal olan deneyin temel amacı maddeyi oluşturan parçacıkları inceleyerek, evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak. Söz konusu projede geçtiğimiz günlerde Isparta'daki uçak kazasında hayatını kaybeden Prof.Dr. Engin Arık da yer alıyordu.
Gönderen
@L!
zaman:
Cumartesi, Aralık 15, 2007
0
yorum
Etiketler: Teknoloji
Cepte şimdi de iPod patladı
9 Aralık 2007 Pazar
O da patladı! Bir adam pantolonundan yükselen dumanları fark etti ve dumanı tüten iPod'unu çıkarttı.
Olaydan sonra, "sevme oğlum yanarsın, diye söylerdi annem" şeklinde demeç veren Avustralyalı bir kullanıcı, iPod'unun pantolonunda yanmaya başladığını ve söndürdüğünü belirterek yaşadıklarını anlattı. Kullanıcının cebindeki kağıt, söylediğine göre bacağının yanmasını engellemiş; ama pantolonun cebinde bir delik oluşmasına engel olmamış. iPod'un modeli ise eski bir Nano.
CEPTE BAŞKA YANIKLAR OLUR MU?
Cep telefonu patladığı için ölen bir kişinin haberini geçen günlerde vermiştik. Sonuçta ısınarak yanan, eriyen veya patlayan ürünlerin hepsi lityum-iyon teknolojisi kullanıyor ve bu teknoloji ile üretilen üreteçler (piller) her yerde. Daha önce de alevler içinde kalan dizüstü bilgisayarları da gayet net hatırlıyoruz. En azından bu müzikçalar vakasında yaralanma olmamasına seviniyoruz.
(İNTERNET HABER)
Gönderen
@L!
zaman:
Pazar, Aralık 09, 2007
0
yorum
Giyilebilir bilgisayarlar geliyor
4 Aralık 2007 Salı
Kemer ve ceket gibi aksesuarlarla kullanılan maksimum 500 gram ağırlığındaki sistem, gösterge, kamera, bilgisayar, alıcı ve güç kaynağından oluşuyor.
Gelecek yıl tamamlanacak projenin, otomotivden sağlığa, itfaiyeden uçak yapım ve bakımına kadar çeşitli iş kollarında yaygın kullanımı öngörülüyor.
Türkiye'den tek ortağı Mobilera Bilişim ve İletişim Teknolojileri Tic. A.Ş'nin yönetici ortağı Zeynep Sarılar Akaltan, giyilebilen bilgisayar projesinin AB Çerçeve Programları tarafından iki yıl önce onaylandığını söyledi. Akaltan, Almanya'dan Bremen Üniversitesi'nin yönettiği projenin küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarının da aralarında bulunduğu 48 ortaklı konsorsiyumu ile AB Çerçeve programları arasındaki en büyük projelerden biri olduğunu belirtti.
Gelecek yıl tamamlanacak projenin ana hedefinin, bilgisayar sistemlerinin endüstriyel ortamlardaki kıyafetlere entegrasyonunun uygulanabilirliği olduğunu söyleyen Akaltan, giyilebilen bilgisayar projesindeki çalışmaların 8 iş paketi üzerinden devam ettiğini bildirdi. Mobilera'nın da bu iş paketlerinde farklı çalışmalar yürüttüğünü anlatan Akaltan, Mobilera'nın proje içerisindeki en önemli rolünün, sistemin çekirdeğini oluşturan haberleşme servislerinin tasarımında ve geliştirilmesinde yer alması olduğunu söyledi. Akaltan, firmalarının iş paketlerinde Bremen Üniversitesi'nin liderliğinde, Microsoft, HP, Carl Zeiss ve Docomo ile beraber çalıştıklarını söyledi.
Giyilebilen bilgisayarların kullanım alanları için otomotiv, sağlık, hava araçlarının bakım ve onarımı ve itfaiye olmak üzere 4 ana başlığın belirlendiğini anlatan Akaltan, projenin devamında bu başlıklara yenilerinin ekleneceğini dile getirdi.
OTOMOTİV ÜRETİMİNDE PERFORMANS ARTIŞI
Akaltan, otomotiv sektöründe sık eleman değişimi nedeniyle yeni elemanların eğitiminden kaynaklanan çeşitli sıkıntıların bulunduğunu belirterek, giyilebilen bilgisayarların sektörde kullanılmasıyla bu sıkıntıların en aza indirgeneceğini söyledi. Akaltan, ''Giyilebilen bilgisayarların rahat kullanımı, kolay anlaşılır yazılımları ve esnek özellikleri, çalışanların sisteme kısa sürede adapte olmalarını sağlayacak. Böylece üretim bandının durması gibi sonuçlara varan sorunlar da ortadan kalkacak.'' dedi.
HASTANE ÇALIŞANLARINDA İLETİŞİM SAĞLAYACAK
Giyilebilen bilgisayarların sağlık sektöründe de kullanılmasının öngörüldüğünü ifade eden Akaltan, yeni bilgisayarlarla hastanelerde teşhis ve tedavide doktorların hastane personeliyle rahat, hızlı ve hatasız her türlü iletişim kurabileceğini söyledi.
Hastalara uygulanacak tetkik, tahlil, ilaç yazımı gibi her türlü işlemin sesli ve görüntülü olarak dijital kayıt altına alınacağını anlatan Akaltan, ''Doktor, tüm bu bilgileri üzerindeki giyilebilen bilgisayarlar aracılığıyla otomatik olarak alacak. Bu bilgisayarları, doktor, hemşire ve hasta da taşıyabilecek.'' dedi.
UÇAK VE HELİKOPTER BAKIMI
Uçak ve helikopterlerde karmaşık bakım işlemleri bulunduğuna ve bu sektörde de giyilebilen bilgisayarların kullanılacağına dikkati çeken Akaltan, ''Giyilebilen bilgisayarlar, bu gibi durumlarda çalışanların sesli ve görüntülü komutlarla yönlendirilmesini sağlayacak. Bir nevi, çalışanların asistanı gibi olacak. Arızalarda gereken tüm sıralı adımlar bilgisayarda yüklü olacak. Çalışanın yaptığı işlemleri kaydedecek ve sonrasındaki adımları da sırasıyla komut verebilecek.'' diye konuştu.
ACİL DURUM SENARYOLARI
Acil durum senaryolarında ise giyilebilen bilgisayarların pilot çalışma olarak itfaiye teşkilatında uygulandığını aktaran Akaltan, bu sistemde de merkezle itfaiye arasında iletişim sağlanmasının amaçlandığını söyledi.
İtfaiye teşkilatında çalışanların zor ortam koşullarından etkilendiğine işaret eden Akaltan, şöyle devam etti:
''İtfaiye çalışmalarında yoğun dumandan ve sıcaklıktan dolayı görüş alanı düşebiliyor. Bu tür zor koşullarda kullanıcı ile merkezin bağlantısının devam etmesi önemli. İtfaiye birliklerinin kendi aralarında haberleşme kurabilmelerinde bilgisayarların kullanılmasını öngörüyoruz.
Bunun yanında sistem sayesinde çalışanın işini kolaylaştıracak uygulamaların eklenmesi söz konusu. Örneğin uygulamalarda daha önce bir ekip tarafından aranan bir odanın aranmamasını ya da bir monitör yardımıyla itfaiyecinin aradığı bir alanın arkasını görebilmesini hedefliyoruz.''
SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR
Projenin temelinde, hareket ve yükseklik gibi sensörler kullanılarak geliştirilen donanımlar ile kullanıcının hareketleri, ortam koşulları ve bilgileri algılanıyor. Çeşitli kaynaklardan elde edilen bu veriler, karar verme ve yorumlama uygulamaları sayesinde anlamlı bilgilere dönüştürülüp, giyilebilen ekipmanlara aktarılıyor. Ekipmanların ağırlığı, çalışana ek bir yük getirmemesi için maksimum 500 gram civarında tasarlanıyor.
Giyilebilen sistem içinde geliştirilen donanımlar arasında ekran görüntüsünün, gözlük şeklinde gözün önüne getirilmesini sağlayan ve Carl Zeiss tarafından hazırlanan giyilebilen başlık, ETH tarafından hazırlanan, kemer olarak takılabilir formatta taşınabilir bilgisayar, otomotiv sektöründe üretim kontrolünde kullanılan, sensör yüzeyli giyilebilen eldiven tarzında ekipmanlar bulunuyor.
TÜBİTAK NE DİYOR
TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinatörü Hüseyin Güler, proje ile ilgili yaptığı açıklamada, giyilebilen bilgisayar projesinin çok ortaklı olmasına değinerek, Türk araştırmacıların da bu tür projelerde yer almasının önemini anlattı. AB Çerçeve Programları'nın çıkış felsefesinin kamuoyunda sıkça dile getirildiği gibi fon sağlamak olmadığını, birden fazla kuruluşun bir araya gelerek rekabet öncesi ortak teknolojiler geliştirme ortamı sağlamak olduğunu söyleyen Güler, şunları kaydetti:
''Bugün de dünyada teknoloji ve yeniliğin öncüsü olan şirketlerin on yıl öncesine göre daha yaygın bir şekilde bir araya gelerek Ar-Ge'ye dayalı iş birlikleri oluşturduklarını, ortak araştırma platformları kurduklarını gözlemliyoruz. AB Çerçeve programları 3-5 yıl sonrasının teknolojilerinin geliştirildiği iş birliklerini destekliyor, katılımcılarına teknolojik iş birliği konsorsiyumlarına giriş hakkı tanıyor ve onları dünyanın önemli Ar-Ge oyuncularıyla buluşturuyor. Program, bugüne değil yarına destek veriyor.''
7. Çerçeve Programı ile ilgili her türlü konuda TÜBİTAK AB Çerçeve Programları Ulusal Koordinasyon Ofisinin Türk araştırma ve iş dünyası temsilcilerine yol gösterdiğini söyleyen Güler, araştırmacılara bu fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmaları ve gereken bilgileri almaları konusunda TÜBİTAK'a başvuruda bulunmaları çağrısı yaptı.
(AA)
Gönderen
@L!
zaman:
Salı, Aralık 04, 2007
0
yorum
Etiketler: Teknoloji
İstanbul uykusuz Ankara prostat
Merkezi Erzurum’da bulunan ve internet üzerinden bitkisel ilaç satışı yapılan ‘eczakutusu.com’ sitesinin kurucusu Barbaros Sabuncuoğlu, sitelerine gelen ilaç talepleri ve sağlık konularıyla ilgili sorular ile Google’da yapılan aramaların paralellik gösterdiğini söyledi. Google Trends verilerine göre yurt genelinde, prostat sorunuyla ilgili aramalarda ilk sırayı Ankara alıyor.
MERSİN'DE UYUŞTURUCU
İnternette arama motorları arasında en fazla kullanılan Google’da sağlık sorunlarıyla ilgili yapılan aramalarda illere göre değişim dikkat çekiyor. Google’da sigara ve içki konusunda en fazla aramanın Eskişehir, uyuşturucu ve kanser kelimelerinin en fazla Mersin’den yapıldığını anlatan Sabuncuoğlu, ‘Şifalı bitkiler kelimesi Konya’dan, bitkisel ilaç kelimesi Diyarbakır’dan, migren Kayseri’den, sağlık kelimesi de en fazla Erzurum’dan aranmış’ diye konuştu.
SİPARİŞLER DE SORUNLARA GÖRE
İnternet sitesi aracılığıyla gelen siparişlerin Google Trends verilerinin birbirine paralellik gösterdiğini kaydeden Sabuncuoğlu, ‘İstanbul’dan uyku problemleriyle ilgili ilaçların siparişini alırken, İzmir’den şeker hastalığı, Ankara’dan ise prostatla ilgili talep geliyor” dedi. Yanıtlanması istenilen soruların da illere göre farklılık gösterdiğini kaydeden Sabuncuoğlu şöyle konuştu: “Büyük kentler dışındaki illerden genellikle cinsel sorunlarla ilgili soru ve ilaç talebiyle karşılaşıyoruz. Küçük kentlerden gelen ilaç taleplerinin başında cinsel sorunlarla ilgili ilaçlar yer alıyor.”
Gönderen
@L!
zaman:
Salı, Aralık 04, 2007
0
yorum
Sms'te Türkçe karakter çilesi bitiyor
Acarer, “Bizim istemimiz; belli bir nüfusa kadar operatörler kendileri yapsınlar ama en kısa sürede yapsınlar. Kapsama alanını operatörler de azami özveriyi göstererek genişletmek zorundalar” dedi. Acarer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de cep telefonu aboneliğindeki artış (penetrasyon) oranının hala dikine gittiğini belirtti.
Şu anda aktif cep telefonu abone sayısının 62 milyona, cep telefonu sayısının ise 83 milyona ulaştığını ifade eden Acarer, cep telefonu sayısının ayda yaklaşık 1.3 milyon, abone sayısının da 1 milyon arttığını, gelecek yıl sonunda bu artışa göre 72 milyon aboneye ulaşılacağını kaydetti.
“KAPSAMA ALANINDA BİN RAKAMI FİZİBİL RAKAMDIR”
GSM operatörlerinin kapsama alanı kalitesinde yılbaşından bu yana ciddi ilerleme kaydettiklerini ancak bunun istenilen düzeyde olmadığını vurgulayan Acarer, imtiyaz sözleşmesindeki “10 bin nüfusun üzerindeki yerleşim yerleri” hükmüne göre operatörlerin üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş göründüklerini dile getirdi. Kapsama alanı konusunda operatörlerin tamamının 3 bin nüfuslu yerleşim yerlerinin altına indiğini, operatörlerden birinin, “2007 yılı sonuna kadar 2 bin ve üzeri nüfusu olan her yeri, 2008 sonuna kadar da bin ve üstü yerleşim yerlerini kapsayacağım” diye yazılı taahhütte bulunduğunu anlatan Acarer, “Bin rakamı önemli. Bin rakamı bana göre fizibil rakamdır. Oraya baz istasyonu kurmaya değer. Bizim hesabımıza göre operatör orada zarar etmez” dedi.
Türkiye'nin kapsama alanı bakımından zor bir coğrafyaya sahip olduğuna işaret eden Acarer, buna karşın küçük yerlerde yaşayanların da büyük şehirlerde yaşayan vatandaşlar kadar haberleşme hakkının bulunduğunu vurguladı. Acarer, şöyle devam etti:
“Bizim istemimiz; belli bir nüfusa kadar operatörler kendileri yapsınlar ama en kısa sürede yapsınlar. Kalanını da sayın Ulaştırma Bakanının taahhüdü var, belli fonlardan karşılanarak götürülür. Bu, ülke için güzel ve hayırlı bir projedir. Türkiye 70 milyonluk bir ülke ve ciddi bir pazar. Öyle 'bana ne' denilecek bir pazar değil.
“TIKANIKLIK AŞILDI”
Türkiye'de kapsama alanını operatörler de azami özveriyi göstererek genişletmek zorundalar. Bu konuda sayın Bakan Binali Yıldırım'ın yaklaşımı,düğümlendiğimiz noktayı aşmamıza yardımcı oldu. 30 haneli köy de var. Sayın Bakan, 'bunu karşılayacağız' dedi. Siyasi otoritenin bunu üstlenmesiyle buradaki tıkanıklık aşıldı.”
Acarer, kapsama alanı sorununun 2008 yılı sonunda büyük oranda çözülmesi gerektiğini, yerleşimin olmadığı fakat insanların ihtiyacı olan yollar ve kıyı şeridinin de kapsanmasını istediklerini ifade etti. “Operatörlerin sorumlulukları var. 'Bana ne' diyemezler. buralara gidilmesi onlar için de kazanç olacak. Oralarda insanlar bedava konuşsunlar demiyoruz. Oradaki insanlar evlerinden daha bağımsız. Bu yüzden belki daha uzun konuşurlar. Türkiye'nin belki sosyal yapısı bundan olumlu etkilenecektir” diyen Acarer, bunun için için operatörlerin azami özveriyi göstermeleri gerektiğini vurguladı.
CEP'TE TÜRKÇE KARAKTER KULLANIMI
Tayfun Acarer, cep telefonlarından gönderilen kısa mesajlarda Türkçe karakterlerin kullanılmasının mümkün hale getirilmesini de istediklerini, bu konuyu terminal üreticileri ve operatörlerin ciddiye almak zorunda olduklarını belirtti.
Bu konunun uluslararası standartlara dönüştürülmesine çalıştıklarını, diğer yandan operatörleri ve üreticileri zorladıklarını dile getiren Acarer, şunları kaydetti:
“Telekomünikasyon Kurulu bir karar aldı ve bir yaraya parmak bastı. İnşallah olumlu sonuç alırız. Burada bir tüketici mağduriyeti söz konusudur. Bu karakterler kullanıldığı zaman (İngilizce) tüketiciler zarar görüyor. Mesajın içeriği belki anlaşılamaz hale gelmiyor ama niye kendi alfabesiyle yazmasın? 70 milyon insan istiyor bunu. Çalışma devam ediyor. 2008, bu mağduriyetin giderilmesi anlamında ciddi çalışmanın yapılacağı yıldır. Hedefimiz o.”
Gönderen
@L!
zaman:
Salı, Aralık 04, 2007
0
yorum
Üçüncü nesil (3N) cepten görüntülü konuşma teknolojisi artık Türkiye'de
22 Eylül 2007 Cumartesi
Üçüncü nesil (3N) sadece görüntülü konuşma yaptırmıyor. Dizüstü bilgisayarlara sunduğu mobil internet hızıyla, kablolu hızlı internet teknolojisi ADSL ile yarışıyor.
Gönderen
@L!
zaman:
Cumartesi, Eylül 22, 2007
0
yorum
Saniyede 20 megabit internet
18 Eylül 2007 Salı
Türk Telekom'dan yapılan yazılı açıklamada, Türk Telekom'un yaklaşık 110 milyon euroluk yatırımla internet erişim altyapısını yenilediği ve 2 milyon IP DSLAM port ilavesi yaptığı bildirildi.
Açıklamada, IP DSLAM adı verilen yeni nesil internet erişim cihazları sayesinde saniyede 20 megabitin üstünde bir hızla internet bağlantısının yanında; canlı sayısal TV yayını (Broadcast TV), isteğe bağlı içerik teslimi (Video on Demand), IP telefon ve yüksek kalitede video konferans gibi hizmetlerin müşterilere sunulacağı kaydedildi.
Türk Telekom'un söz konusu yatırımda Alcatel- Lucent, Huawei, Meteksan Sistem ve ZTE Corporation ile işbirliği yaptığının ifade edildiği açıklamada, geçtiğimiz günlerde düzenlenen imza töreniyle erişim altyapısı yenileme çalışmalarına da start verildiği hatırlatıldı.
Açıklamada, yeni nesil internet erişim cihazları olarak bilinen IP DSLAM ile erişimin IP üstüne yoğunlaşağı kaydedildi. Üçlü oyun olarak tanımlanan bir sistem kapsamında ses, veri ve görüntünün biraraya gelerek tek bir kanaldan iletilmeye başlanacağına işaret edilen açıklamada, ses, veri ve görüntünün üçlü oyun (Triple Play) adı altında birleşmesiyle; internet üstünden TV yayınlarının mümkün olması (IPTV), istenen anda istenen video içeriğine internet üstünden ulaşılması (Video on Demand) ve internet üstünden telefon konuşmalarının yapılması (VoIP) gibi yeniliklerin hayata geçirileceği belirtildi.
Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı Celalettin Dinçer, yaptığı açıklamada, IP DSLAM teknolojileri sayesinde ADSL2+ ve VDSL2 gibi saniyede 20 megabitin üstünde genişbant internet teknolojilerinin kullanıcılar tarafından kullanılmaya başlanacağını söyledi.
Dinçer, "Kullanıcı tarafında büyük bir çoğunlukla yatırım yapmayı gerektirmeyen bu sistemler sayesinde farklı hizmetler sunulabilecek" dedi. Projenin IPTV bacağında Microsoft ile birlikte Türk Telekom'a çözüm sunduklarını ifade eden Alcatel-Lucent Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Azası Haluk İlkdoğan ise, "Türk Telekom'un IPTV alanında başarılı olmasını sağlayacak geleneksel sayısal TV platformlarına göre fark yaratmasına yardımcı olacak kullanıcı odaklı ve katma değerli en güçlü portföyü sunmaya odaklandık. Türk Telekom ile bu konuda ortaklık kurmak bize onur vermektedir" diye konuştu.
Kaynak: (ANKA)
Gönderen
admin
zaman:
Salı, Eylül 18, 2007
0
yorum
Etiketler: Teknoloji
Microsoft un ilk Faresi 25 yaşında
Word programının çeşitli özelliklerinden daha iyi faydalanılması amacıyla geliştirilen bir fare ile faaliyete geçen Microsoft Donanım Grubu, 25. yılını kutladı.
Kutlama dolayısıyla düzenlenen toplantıda, grubun 25 yıllık tarihi ve Microsoft Türkiye’nin donanımdaki vizyonu hakkında bilgi verildi. Microsoft Donanım Grubu Ürün Müdürü Barb Schwabe ve Ürün Pazarlama Müdürü Carla Forester’in de hazır bulunduğu toplantıda, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan bir konuşma yaptı.
Arkan, 25 yılda önemli ilklere imza attıklarını, bu süre zarfında Microsoft olarak Ar-Ge çalışmalarına 7 milyar dolar yatırım yapıldığını ve yüzde 60’lara varan pazar payıyla sektörde önemli bir noktada olduklarını belirtti. Arkan, şunları kaydetti:
“Microsoft önce bir yazılım şirketi olarak tanındı. Fakat daha sonra birçok üründe ilklerin ve en çok satılanların altına imza atan Donanım Grubu da, Microsoft’un bilişime getirdiği en önemli katkılardan biri oldu. Tüm Microsoft donanım ürünleri insan-makine ilişkisini zenginleştiriyor, bilişim teknolojilerinden en rahat, kolay ve etkili bir şekilde yararlanmak amacıyla tasarlanıyorlar. Bu ürünler insanların bilişimle yaşadıkları deneyimi daha eğlenceli, daha hızlı ve daha verimli kılıyorlar.”
Donanım Grubu, bundan 25 yıl önce ilk defa word programının özelliklerinin daha iyi kullanılabilmesi için bir farenin geliştirilmesi faaliyetlerine başladı. Ardından klavyeler, optik ve lazer fareler, web kameraları, oyun konsolları ile yazılımların daha iyi değerlendirilmesine yönelik ürünleri piyasaya süren Donanım’ın her yeni tasarımı, bilişim teknolojileri kullanıcıların beklentilerini değiştirdi.
Donanım, ABD’nin en çok satan klavyesi, milyonlarca satan ilk Comfort Curve (Konfor Kıvrımlı) ergonomik klavye, ilk optik fare, ABD’de en çok satılan fare, masa üstünde en çok satılan kamera gibi ürünler üretti.
Microsoft Donanım, son yıllarda Xbox video oyun sistemini, Zune dijital medya oynatıcısını ve çok noktadan dokunma ile komut alma özelliği bulunan Microsoft Surface’ı sundu.
Microsoft Donanım grubu ürün seçenekleri bugün 28 fare, 6 oyun, 8 internet iletişim aracı, 36 klavye ve masa üstü cihazı kapsıyor.
MICROSOFT DONANIM’IN KİLOMETRE TAŞLARI
2007 Microsoft en iyi oyun faresi SideWinder mouse ile SideWinder serisini yeniden canlandırdı.
2006 İnternet iletişimini LifeCam serisi ile yeni bir aşamaya çıkardı.<
2005 Natural Ergonomic Keyboard 4000 pazara çıktı ve ABD’de en fazla satılan klavye oldu.
2004 Microsoft ergonomistleri tarafından geliştirilen Comfort Curve kullanılmaya başlandı.
2002 Bluetooth uyumlu ilk masaüstü cihaz piyasaya sürüldü.
1999 İlk optik fare pazara sunuldu.
1995 SideWinder serisi ileri düzeyde joystickler ve direksiyonlar ile piyasaya çıktı.
1994 İlk ergonomik ve her yerde bulunan ergonomik klavye piyasaya sürüldü.
1993 Microsoft ilk ergonomik fareyi tanıttı.
1983 Fare üretimini başlattı.
1982 Microsoft Donanım grubu kuruldu.
kaynak: ntvmsnbc.com
Gönderen
admin
zaman:
Salı, Eylül 18, 2007
0
yorum
Etiketler: Teknoloji

